Carte Blanche Nil Yalter: Mary Beth Edelson, Didem Erk, Parastou Forouhar, Hélène Hourmat, Birgit Jürgenssen, Sigalit Landau, Yasemin Özcan, Dilek Winchester

BASIN BÜLTENİ

Sanatçı bedeni, sosyal konular için bir vektördür: dijitalleştirme, sanal formlar, kelimeler, hiper metinler, etkileşim..(...) Mesajımı yazdığım yüzey kendi derimdir. Tıpkı bir yılan gibi, yol aldığım yerde derimin izlerini bırakırım.”

Nil Yalter

Nil Yalter’in, kadın bedenini sosyo-politik bir mesele haline getiren uluslararası sekiz kadın sanatçının eserlerini bir araya getirdiği “Carte Blanche to Nil Yalter” isimli sergi 22 Mayıs-21 Haziran 2014 tarihleri arasında Galerist’te gerçekleşiyor. 1970’lerden günümüze kadın bedeni ve temsillerini farklı yaklaşımlarla inceleyen fotoğraf, video, dijital baskı ve yerleştirmelerden oluşan seçkide Mary Beth Edelson, Didem Erk, Parastou Forouhar, Hélène Hourmat, Birgit Jürgenssen, Sigalit Landau, Yasemin Özcan ve Dilek Winchester’in eserleri yer alıyor.

Sergide yer alan sanatçılar, kadın bedeni üzerinden oluşturdukları diller ve semboller aracılığı ile yeni bir etkileşim alanı yaratıyorlar. Feminist akımın öncü temsilcilerinden Amerikalı sanatçı Mary Beth Edelson’ın ‘Body Series‘ başlıklı fotoğraf serisinde kullandığı tanrıça figürleri güçlü kadını simgelerken, Fas asıllı Fransız sanatçı Hélène Hourmat ‘The Stamp Boy‘ isimli, günlük yaşam döngüsünün dışına çıkan fotoğraflarında, kadının imajı ve bedenin temsilini sanat tarihi ve moda fotoğrafları üzerinden irdeliyor. İranlı sanatçı Parastou Forouhar’ın ‘Swanrider‘ başlıklı eserinde kadın bedeni tasviri ise, masallardaki çirkin ördek yavrusu metaforu üzerinden yapılıyor.  Avusturyalı Birgit Jürgenssen vücudunun farklı bölümleri üzerine erkek egemenliğine referans veren görsellerin yansıtılmasından oluşan fotoğraf serisinde, beden kültürel ve psişik bir yazım alanı olarak kullanıyor.

İsrailli Sigalit Landau, dikenli tellerden yapılmış çemberi çıplak bedenin etrafında döndürdüğü videosu ‘Barbed Hula’yı derinin altındaki görünmez limitleri açığa çıkaran kişisel ve senso-politik bir eylem olarak görüyor. Dairesellik, soyutlama ve tekrarlama kavramlarını kendi bedeni üzerinden materyalize eden Didem Erk ise 'Walking around the Perimeter of a Circle - A Line (Traced) by Walking’ performans videosu aracılığı ile kendi varlığını hükümsüzce takip eden bir varlığa dönüşüyor. Yasemin Özcan ‘Koş‘ başlıklı videosunda kendi özgürlüğünü kazanmak için çıktığı yolculuğu bedensel bir deneyime dönüştürüyor. Beden ve dil arasında bağlantı kuran Dilek Winchester‘ın ‘The Unnamable: Metaphors for Vulva and Vagina’ isimli videosu ise, kadının en mahrem organını referans alan fakat kadın bedeninin görülmediği sergideki tek yapıt.

Yüzyıllar boyunca eril bakışla bir fantezi objesi ve seyirlik bir nesne olarak sunulan kadın bedeninin temsili feminist sanatçıların çalışmalarının odak noktası olmuştur. ‘Carte Blanche To Nil Yalter‘ sergisi cinsiyet, mahremiyet, aidiyet, sosyo- politik kodlar ve roller kavramlarını üzerinden kadın bedenine alternatif bir temsiliyet arayışı önerir.

ENSTALASYON GÖRSELLERİ